Cinsellik Nedir

Cinsellik sanılanın aksine; kişinin yalnızca cinsel birlikteliğini ve cinsel sağlığını konu almanın yanında kişinin benlik algısı, psikolojik sağlamlığı, bilişsel ve duygusal bütünlüğünü tamamlayan ve kişinin bir bütün olarak var oluşunda tamamlayıcı, destekleyici ve oldukça önemli bir kavramdır.

Cinsellik; yalnızca cinsel organları, cinsel organların sağlığını ve işlevselliğini içermez.

Cinsellik anlayışı içerisinde cinselliğe dair önyargılar, tabular, yasaklar ve merak kavramları ön plana çıkmaktadır. Çünkü cinsellik bir yandan delicesine merak edilen diğer yandan merak edilmesi bile yasaklanan, hem delicesine konuşulan fakat aynı zamanda hiç konuşulmayan, bir yandan övünülürken bir yandan utanılan komplike bir kavramdır.

Cinselliği şekillendiren birçok şey vardır. Kişinin inançları, sevdiği ve sevmediği şeyler, duygusal hassasiyetleri, dış görünüşü, içine doğulan toplum ve onun şartları bunlardan bazılarıdır.[1]

Cinsellik kişiye sadece bedenen haz veya rahatlık vermez. Kişinin düşünce ve duyguları, iletişim becerileri, sosyal ilişkileri ve toplumsal bir kolektif bir algının da ürünüdür aynı zamanda. Başlı başına bir sağlıklılık halidir.

Cinsellik bacaklarımızın arasında değil, kulaklarımızın arasındadır.

Zildeberg

Cinsellik; cinsiyet, seks, duygusal yakınlık/aşk, bedensel ve psikolojik ihtiyaçlar, cinsel kimlik, cinsel uyum gibi olgulara dayanır.

Tanım, algı ve cinsel lisan da farklılıklar olsa da cinsellik çağlar boyunca varlığını ve önemini sürdürmüştür.

İnsanların, kültürlerin ve toplulukların cinselliğe bakış açısı ve onu ele alış biçimleri kişinin benlik oluşumunda, benlik saygısında ve cinselliği doğru kavrama biçimlerinde oldukça önemli bir role sahiptir.

Cinsel sağlığın bozulması yalnızca bedensel sağlığın bozulması anlamına gelmemektedir, kişinin ruhsal sağlığı ve toplumsal ilişkilerinde de bozulmalarla birlikte seyreden birbirine bağlı halkalardan oluşmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre cinsellik; fiziksel, duygusal, entelektüel ve sosyal yönlerin kişiliği, iletişimi ve aşkı zenginleştirici etkilerinin bileşiminden oluşur.[2]

Bu yazıda daha çok cinselliğin duygusal yakınlık ve cinsel terapi ile ilişkisi üzerinde durulacaktır.

Cinsellik ve Cinsel Terapi

Cinsel terapi; cinsel sorunlar konusunda eğitim almış psikiyatrist, psikoterapist ya da psikologların, cinsel sorunlar yaşayan birey ya da çiftlere uyguladığı bir terapi yöntemidir.

Cinsellik yukarıda anlatıldığı üzere yalnızca cinsel organlarla sınırlandırılamaz.

Cinsel sorunların ve cinsellik kavramının altında cinselliğe dair inançlar, duygular ve düşünceler yatmaktadır.  Yerleşmiş inançların hatalı olduğu bilinmektedir.

Öyle ki, gelişim dönemlerine bakıldığında cinsellik ve mahremiyet eğitimi konusunda yetersiz büyümüş çocuklarda ergenlik dönemine geldiğinde karşı cinsle ilişkiler ve sağlıklı cinsellik konusundaki yetersiz bilgi birikimi ne yazık ki olumsuz ve sağlıksız cinsel deneyimler olarak sonuçlanabilmektedir.

Ebeveynlerin cinsellik anlayışının “evlenmeden önce nasılsa anlatacağız” gibi üstünkörü bir düşünce sistemine sahip olduğu bir aile sisteminde çocuklar gelişim dönemlerinde kendi cinselliklerini tanıyamamakta ve bundan utanabilmektedirler. Çünkü cinsellik yalnızca seksi içermez.

Kişinin duygu, düşünce, benlik gibi kavramlar üzerine kuruludur; sağlıklı ve gerçekçi inançlara sahip bir şekilde donatılması gerekmektedir. Üzerinde doğru şekilde bilgilendirilmemiş ve hiçbir dilde karşılığı olmayan “namus” gibi kelimelerle ifade edildiği bir yerde kişinin duygusal, bedensel ve düşünsel olarak zarar görmesine neden olabilmektedir.

Örneğin kadınlarda görülen vajinismus rahatsızlığı düşünüldüğünde vajinal kasların istemsiz kasılması durumunda sağlıklı cinsel birleşmenin gerçekleşememesi veya ağrılı bir cinsel birleşmenin olması bilinçaltına yerleşmiş olan cinsellikle ilgili yanlış bilgilendirmeler veya korkular nedeniyle olabilmektedir.

Cinsellik Anlayışını Neler Besler?

Cinsellik ve cinsel haz bir insan hakkıdır. Bunun vahşice yok edilmesi, görmezden gelinmesi, cinselliğin bir kimseye yasaklanması ya da ağza alınmasına bile izin verilmemesi kişinin bilicinde bir baskıya ve cinselliğe dair utanç, kızgınlık, öfke, suçluluk gibi duyguların varlığına sebebiyet verebilmektedir.

Seksosofi olarak bilinen cinsellik araştırmaları birçok sorunu irdeleyebilir.

Buna örnek olarak vajinismustan mustarip kadınlar cinsel birleşmenin olmamasının ardından vajina dışında bel, sırt, karın gibi bölgelerde de ağrı hissettiklerini ifade etmişlerdir.

Cinsellik anlayışı ve cinselliğe dair korkular sağlıklı bir birleşmenin önüne geçtiği gibi tüm vücutta bu duygu ve düşüncelerin sızacak bir yer bulabilmesine de neden olabilmektedir. Ancak ülkemizde yaşanan cinsel sorunlara göz attığımızda, cinsel eğitimsizlikten kaynaklanan sorunlar, cinsel bilgi eksikliği, cinsel deneyimin yetersiz olması, cinsellikle ilgili yanlış inanışlar, yetiştiriliş biçimi nedeniyle sağlıklı bir bedene ve psikolojik yapıya sahip bireylerde ya da çiftlerde cinsel sorunlar sık görülmektedir.[3]

Ayıp

Cinsellik anlayışı, kültürden bağımsız olarak düşünülmemelidir. Çünkü kültürün dinamik ve komplike yapısı göz önüne alındığında cinselliğe ilişkin algılar, yasaklar, kısıtlamalar ve tabular kişide bir yandan merak uyandırıp cinselliğe dair yanlış algıların oluşmasına sebebiyet verirken diğer yandan da fizyolojik temelli olmayan cinsel rahatsızlıkların kişilerin cinselliği psikolojik anlamlandırmalarındaki bozukluklar temelinde cinsel terapinin önemi pek çok kez vurgulanmaktadır.

Ayıp, mahrem ya da namus kavramları ne yazık ki başka bir lisanda anlamını bulmakta epey zorlanacağımız farklı anlamlar taşır niteliktedir.

Bu gibi konuşulması toplum içerisinde epey güç olarak görülen kavramlar, kişileri sağlıklı bir cinsellikten uzaklaştırmaktadır.

Küçüklükten bu yana oluşmuş cinselliğe ilişkin algılar birtakım yasaklar içermesi nedeniyle merak uyandırıcı bir hale gelebilmektedir. Herhangi bir şeyin yüksek sesle konuşulması ya da dile getirilmesi olumsuz olarak nitelendirildiğinde o düşünce ya da nesneye karşı aşırı merak meydana gelebilir.

Cinsel terapide de fizyolojik bir sorun olmadığında cinselliğe dair inanç ve algılar kişilerin sağlıklı cinsellik yaşamalarına engel olan ve aynı zamanda kendi benlik bütünlüklerine de zarar veren bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kadınlarda Cinsellik

Kadınlar açısından cinsellik deneyime bağlı olarak bazen hoş, keyif verici, sıcak bir yakınlaşma olarak seyredebilirken bazen ise zorunluluk şeklinde gerçekleşiyorsa çekinme ve iğrenme kaynağı olarak yaşanabilmektedir.

Kadın danışanların temel sorunlarının arasında vajinismus ve cinsel isteksizlik gibi konuların olması bu alanın kadınlar için ne denli önemli olduğunu göstermektedir. 

Öyle ki seksosofinin kırıntıları bu noktada da kendini göstermektedir. Bedeninden nasıl haz alacağını keşfetmek bir erkek çocuğu için erken yaşlarda başlarken kadının bedeniyle olan ilişkileri düşünüldüğünde ortalama bir kadın, bedeninden nasıl haz alması gerektiğini bilmemekte; regl, adet döngüsü, hamilelik, doğum, cinsel yakınlaşma ve sağlıklı cinsel ilişki konularında yetersiz bilgi birikimine sahip olmaktadır.

CETAD’ın araştırmasında da erkeklerin yüzde 12’si kendilerini cinsellik konusunda “çok bilgili” görürken, kadınların sadece yüzde 7’si “çok bilgili” olduklarını belirtmişlerdir.[4]

Kadın cinselliğinin “bekaret ve namus” olarak düşünülüp algılanması bir diğer deyişle kadının toplum içerisindeki değerinin cinsel deneyimsizliği ile eşdeğer tutulması kadınların bedenlerine yabancı ve cinselliklerinden ve cinsel kimliğinden utanmasına; bunun yanında bir insan hakkı olan cinsel hakkından baskı ve dışlanma korkusuyla maruz bırakılmasına yol açmaktadır. Bu durum cinsel deneyimsizliğin evlilikle ödüllendirilmesi bilinçaltı mesajını yayarken aynı zamanda cinsel deneyimin cezalandırılması gerektiğine dair inanç kırıntıları da kadınlarda yaftalanma, dışlanma, yok sayılma gibi korkuları da beraberinde getirebilmektedir.

Yanlış İnanışların Önüne Geçmek

Ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkiye dikkat edilmelidir. Çocuk merak ettiği şeyleri anne ve babasına sormaktan çekinmemeli ve ebeveynlerin çocukların sorularını gayet sabırlı ve anlaşılır bir şekilde cevaplamalarına özen göstermelidirler.

İnsan davranışlarına paragidmalar yön verir. Paradigmalarının farkında olmayan yetişkin çocuğu nasıl etkilediğinin ayırdında olamaz. Bu nedenle  cinsel eğitim verecek kişi cinsellikle ilgili paradigmalarının farkında olmalı; kendi cinselliği ile barışık olmalı; eğitim için donanımlı olmalıdır.

Cinsel eğitim, çocukların ve gençlerin geliştirecekleri cinsel kimliklerinden hoşnut olmalarını ve cinsellikte aktif olmadan önce cinsellikle ilgili yerel değil, evrensel değerleri edinmenin önemi konusunda bilinçlenmelerini sağlamalıdır.[5] Anne-babalar çocukları eğitirken cinsellikle ilgili subjektif yargılarının aksine evrensel bilgileri kullanmalıdır.

Cinsel davranışların ayıplanmaması ve paylanmaması gerekir, aksine çocukla veya ergenle bunu konuşulabilecek bir ortam yaratmak ve cinselliğe ya da cinsel deneyime dair duygu ve düşüncelerini paylaşması için gerekli sağlıklı iletişim becerileri kullanılmalıdır. Ergenlik döneminde ise merak üzerine gelişen riskli cinsel davranışlardan korunabilmek için, güvenli cinsel davranışlarla ilgili bilinç oluşturulmasına önem verilmelidir.

Cinsellik her iki cinsiyet için de bir haktır. Cinselliğe dair oluşturulmuş korkular ve kaygılar kişiyi kendi bedeni ve benliğinden uzaklaştırabilmektedir.

Cinsel terapi hem kadınlar hem erkekler için cinsel isteksizlik, vajinismus, erken boşalma, sertleşme bozukluğu, disparoni gibi rahatsızlıkların düzeltilmesinde yardımcı, belirli ilkelerce planlanmış seanslardan oluşan bir terapi metodudur. 

Yukarıda anlatılan cinsel anlayışların ve dayatmaların insan psikolojik sağlığındaki etkilerinden bahsedilmiştir. Cinsel sağlık bütüncüldür. Bu noktada cinsel terapinin insan sağlığındaki öneminin altı çizilmelidir.

Beyza Metin

Kaynakça

Bozdemir N,Özcan S. Cinsellik ve cinsel sağlığa genel bakış. TJFMPC, 2011; 5:37-46.

Gürsoy,E. ve Gençalp,N.(2010). Cinsel Sağlık Eğitiminin Önemi, Aile ve Toplum Yıl: 11 Cilt: 6 Sayı: 23 Ekim-Kasım-Aralık 2010

https://cetad.org.tr/4/haber-ve-duyurular/77/cinsel-terapi-nedir-kimler-tarafindan-yapilir 06.02.2021 tarihinde erişilmiştir.

https://cetad.org.tr/  06.02.2021 tarihinde erişilmiştir.


[1] Gürsoy,E. ve Gençalp,N.(2010). Cinsel Sağlık Eğitiminin Önemi, Aile ve Toplum Yıl: 11 Cilt: 6 Sayı: 23 Ekim-Kasım-Aralık 2010

[2] Bozdemir N,Özcan S. Cinsellik ve cinsel sağlığa genel bakış. TJFMPC, 2011; 5:37-46.

[3] https://cetad.org.tr/4/haber-ve-duyurular/77/cinsel-terapi-nedir-kimler-tarafindan-yapilir

[4] https://www.cetad.org.tr/

[5] https://cetad.org.tr/