Beslenme Danışmanlığı ve Diyetisyen

Diyet ve Beslenme Danışmanlığı Nedir?

Beslenme danışmanlığı günlük yaşantınıza uygun, aynı zamanda uzman kontrolünde olduğunuz bir sistemdir.

Tamamen sizin hayat tarzınıza uygun, sizin bedeninize, sizin metabolizmanıza, hastalıklarınıza uygun, size özel bir sistemdir.

Yasaklardan oluşmayan, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenmeyi hayat tarzımıza uyarlamayı amaçlar.

Amaç, belirlenen hedefin size en iyi şekilde yol gösterici olmaktır.

  • Her hafta kilo kontrolü ve detaylı görüşme
  • Haftalık olarak güncellenen diyet listeleri
  • İletişim araçlarından devamlı ulaşabileceğiniz ve sorularınızı sorabildiğiniz bir danışmanlık.

Diyet ve Beslenme Danışmanlığı neleri amaçlar?

Kilo Verme

Vücudumuzun yaktığı kaloriden yani bazal metabolizma hızından fazla kalori tüketimi, düzensiz ve dengesiz beslenme, tek tip beslenme, çok kalorili yağlı besinler, besin kontrolü olmaması, genetik hastalıklar gibi faktörler vücudumuzun yağ depolamasını sağlar. Bu noktada kilo artışı meydana gelir. Ve uzmandan yardım alarak vücudumuzdaki bu kilo artışını olması gereken kiloya indirmek ve sağlıklı bir vücuda ulaşmak gerekir.

Besin Alerjisi ve İntöleransı

Besin intöleransı, yiyeceğin içerisindeki bir bileşene bireyin sindirim sisteminin verdiği reaksiyondur.
Besin alerjisi ise yiyeceği tükettikten sonra oluşan bağışıklık sistemi reaksiyonudur.
Eliminasyon diyeti, vücudun hangi yiyeceğe karşı tepki verdiğini belirlemek amacıyla uygulanan test diyetidir. Eliminasyon diyetinin amacı bağışıklık sistemini sakinleştirmek ve bağırsakları iyileştirmektir. Hedef ise şikayetlere sebep olan besinlerin belirlenmesi ve bunların diyetten çıkarılmasıdır. Eliminasyon diyetinin çok uzun süre yapılması doğru değildir ve özellikle kronik hastalığı olan bireylerde 4-6 hafta ile sınırlandırılmalıdır. Eliminasyon diyetinin ilk aşamasında şüpheli besinler diyetten çıkarılırken ikinci aşamasında bunlar diyete yavaş yavaş tekrar dahil edilir.

Gebelikte Beslenme

Gebelik sürecinde uygun ağırlık kazanımı önemlidir. Gebelik suresince yetersiz ağırlık kazanımı (6 kg’nin altında) düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme şansını artırırken fazla ağırlık kazanımı veya obezite başta fetal anomaliler olmak üzere maternal ve fetal morbidite ve mortalite artışlara neden olabilmektedir. Normal ağırlık kazanımı olan kadınlar,çok veya az ağırlık kazanımı olan kadınlardan genellikle daha az probleme sahiptir. Zayıflık, yetersiz ve dengesiz beslenmeniz sonucu gebelikte artan enerji ve besin ögesi gereksinimleri tam olarak karşılanmaz. Şişmanlık, aşırı besin tüketimine bağlı olarak oluşan problemdir. Doğum sırasında hemde bebek için çeşitli zorluklara neden olabilir.

Yetişkin Beslenmesi

Açlık durumunda insan yaşamını sürdürebilmesi için kendi dokularını yakarak enerji üretir.
İnsan dokusunda enerji sağlayan ögeler yağ ve proteindir. Karbonhidrat çok az bulunur. Normal koşullarda ise günlük harcanan enerjinin en az % 40, karbonhidrattan sağlanır. Sağlıklı beslenmede günlük alınan enerjinin %25-30’u yağdan, %50-60’ı karbonhidrattan, % 15-20′ sinin proteinden gelmesi önerilir. Açlıkta yağ ve protein kullanıldığından, yağların yıkım ürünü olan “keton cisimler” denen moleküllerin miktarı kanda artar. Aynı zamanda kanın asitliği de artar. Bu duruma “ketoasidoz” denir. Organların düzenli çalışması için kanın asit ya da alkaliye dönüşmemesi, nötr ortamda olması gerektiğinden yaşam tehlikeye girer.
Beynimiz enerji kaynağı olarak karbonhidratın temel birimi olan glikozu kullanır. Yeterli karbonhidrat alınmadığında insanın beyin işlevleri yavaşlar. Bu durumda doku yıkımıyla yağdan ve proteinden glikoz üretimine yönelir. Bunların miktarı iyice azaldığında da ölüm kaçınılmazdır.

Çok düşük kalorili diyet, karaciğer ve böbrekler için de zararlıdır. Bedenin gerektiği enerji kaynağı dışardan alınamadığında, bedende birikmiş olan yağ kadar proteinler de yıkılır. Çok protein yıkımı karaciğerin daha çok çalışmasını gerektirir. Aşırı yükle karşılaşan karaciğer zamanla yıpranır. Bu nedenle açlıkta olduğu kadar aşırı protein alımı da karaciğeri yorar. Bütün bu nedenlerden dolayı çok düşük kalorili, insanı aç bırakan diyetler yaşam için tehlikelidir. Aynı şey karbonhidratsız diyet için de söz konusudur. Diyetin enerji içeriği azaltılırken, enerji kaynağı olan karbonhidrat, yağ ve protein arasındaki dengeye de dikkat edilmelidir. Bu dengeyi de bireyin kendisi değil bir diyetisyen sağlayabilir. 

Diyabette Beslenme

Glisemik indeks: Karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerini yükseltebilirliğini belirleyen bir ölçüttür. Başlıca karbonhidrat içeren besinler; pekmez, bal, şeker, tahıl ürünleri, patates, kuru baklagiller, meyveler ve süttür. Glukoz değeri 100 kabul edilerek glisemik indeks değerleri 0-100 arasında numaralandırılmıştır. Buna göre; 55 ve aşağısı düşük, 56-69 arası orta, 70 ve üzeri yüksek glisemik indeks olarak kabul edilmiştir.

Nişasta olmayan karbonhidratlar yendikten sonra ince bağırsakta sindirilmez, karbonhidrat içeren besinlerin doğal halinde bulunan ve sindirilemeyenler diğer öğelerle birlikte kalın bağırsağa geçer. Bu karışıma diyet posası veya diyet lifi denir. Posası yüksek besinlerin glisemik indeks düşüktür.
Posayı içermeyen ya da az içerenlerin glisemik indeksi yüksektir. Taneli yenenlerin ezilmiş olanlarına göre glisemik indeksi daha düşüktür.  Az pişirilenlerin çok pişmiş olanlara göre glisemik indeksleri daha düşüktür. Soğuduktan sonra yenenlerin piştikten hemen sonra yenenlere göre glisemik indeksleri daha düşüktür.

Diyabet: Diyabet tedavisinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ideal kiloda olmaktır. Eğer kilo oranı fazla ise kan şekeri dengesi sağlanamayabilir. Glisemik indeksi düşük besinler tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam buğday ve çavdarlı ekmek, beyaz pirinç yerine bulgur veya kepekli makarna tüketilmelidir. Tereyağı, kızartılmış besinler ve basit şeker içeriği olan besinlerden uzak durmalıdır. Her gün 2-3 litre arası su tüketimi olmalıdır. Meyve, yoğurt ve sularına tarçın ekleyerek tatlı ve şeker isteğini azaltabilir. Tatlı, bisküvi, pasta, kek gibi basit şeker besinlerden olabildiğince uzak durulmalıdır. Börek veya simit gibi besinlerde beyaz un içerdiği unutulmamalı ve nadir olarak tüketilmelidir. Günlük olarak alması gereken karbonhidrat, yağ ve protein dengesi iyi ayarlanmalıdır. Sadece proteine dayalı bir diyet ile kişi büyük zarar görebilir.