Depresyonu Yenmenin Yolları

Globalleşen dünya düzeniyle birlikte insanların yaşam tarzlarında değişimler meydana geldi. Artan iş temposuyla birlikte paralel olarak devam eden rekabetler oluşuyor. Bu durum sosyal bir varlık olan insanları, sosyal çevrelerinden koparıyor. Değişen ve gelişen dünya düzeniyle birlikte, zorlaşan yaşam şartları insanları bir çeşit mental krizlerle baş başa bırakıyor. Depresyon kavramı da bu noktada devreye girmeye başlıyor.

Depresyon Nedir?

Depresyon Latince “depressio” kelimesinden gelir ve “baskılama” anlamı taşır. İnsanları diğer varlıklardan ayıran özelliklerinden biri duygularıdır; mutluluk, heyecan ve aşk gibi birçok güzel hislere sahiptir. Bu duyguların aksine üzüntü, kıskançlık, stres ve öfke gibi olumsuz duyguları dar vardır. Üzüntü insan hayatının en doğal parçasıdır. Fakat olumlu bir his yaratmadığı için kişiler üzerinde bazı zararlı etkiler bırakabilir. Depresyon, bunlardan birine örnek olabilir. İnsanlar hayatları boyunca çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalabilir.  Sevdiği bir yakınını kaybedebilir, hayatındaki kişiden ayrılabilir veya ağır bir hastalık süreci geçirebilir. Bu durumlardan kaynaklı olarak kendini stres ve üzüntü içerisinde bulabilir. Ancak uzun bir süre bu gibi olumsuz duygulardan arınamaması bir depresyon belirtisi olarak düşünülebilir. Depresyon hayatımızın büyük bir bölümünü etkileyebilecek ruhsal bir bozukluktur. Yemek yeme alışkanlığımız, uyku düzenimiz gibi çeşitli davranış ve ruh hallerimizi de etkileyebilmektedir.

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Hayatta bazı zamanlarda üzgün hissetmek ve yalnız kalmak istemek gayet normaldir. Depresyondaki bireyin hissettiği üzüntü, sıradan bir üzüntü halinden daha yoğundur. Bu nedenle her mutsuz hissedilen dönemi depresyona bağlamamak gerekir.

Depresyon Belirtileri

Depresyon Nedenleri Nelerdir?

Depresyonun birçok nedeni olabilir. Psikolojik, sosyolojik veya biyolojik faktörlerin her biri depresyona neden olabilmektedir. Küçük yaşta ebeveyn kaybı, partnerden ayrılma durumu, düşük sosyoekonomik düzey, iş veya itibar kaybı, alkol ve madde bağımlılığı ve bazı horomonal değişiklikler başlıca depresyon nedenleridir. Yapılan araştırmalar, kadınlarda depresyonun erkeklere oranla 1.7 ile 2.7 kat daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır.(Kessler ve ark. 1993, Weisman ve ark.1993). Yaşanılan toplumun kadına dayattığı etik kurallara ve geleneksel kadın rolüne yüklediği sorumluluklara bağlı olarak gelişen bir durumdur. Ayrıca kadınlarda gebelik, doğum, premenstrüel dönem gibi biyolojik ve psikolojik faktörler de depresyona sebebiyet veren ek nedenlerdir.

Depresyonu Nasıl Yenebiliriz?

Depresyonu yenmek için kendimize bir yol haritası oluşturmak, planlı bir şekilde bu yolda ilerlemek sorunu daha kolay bir şekilde çözümlememize yardımcı olacaktır. Öncelikle bizi depresyona sokan nedenleri belirlemeliyiz. Tıpkı bir denklem problemi gibi önce X’e değer vermeliyiz ki eşitliği sağlayarak sonuca ulaşabilelim.

Sosyal Hayat

İnsan sosyal bir varlıktır. Yaşadığı toplumla bir bütün halindedir. Depresyonda olan bireylerde yalnız kalma isteği normalin dışında seyreder. Bu durum kişiyi daha çok içine kapanmaya ve karamsar bir ruh haline bürünmeye zorlar. Bu nedenle birey, sosyal çevresinden kopmamalıdır. Aile ve arkadaş ortamıyla iletişimini devam ettirmelidir.

Sorumluluklar

Depresyondaki birey, daha önce yaptığı aktivitelerden zevk almamaya başlar. Bu durum sonucunda kişi sorumluluklarını ihmal etme sürecine girer. Fakat kişi sorumluluklarından uzaklaştıkça kendi içinde manevi bir boşluk oluşturmaya başlayacaktır. Bu nedenle sorumlulukları yerine getirmek için kendini zorlamalıdır.

Uyku

Uyku ruhun ve bedenin yenilendiği andır. Tıpkı cep telefonların bataryalarını elektirikle doldurup enerjiyi üst seviyeye çıkarmak gibi düşünebiliriz. Uyku sorunu yaşayan birey zihinsel ve fiziksel olarak dinlenmediği için daha stresli ve yorgun hissetmesine neden olacaktır.

Hedef Belirleme

Depresyon sürecindeki birey kendini büyük bir boşlukta hissedebilir. Hiçbir işe yaramadığını düşünerek kendine olan öz sevgisini kaybetmeye başlar. Fakat kişi hedefler belirleyerek, amaçlarına ulaşırsa kendini tekrar keşfedecektir. Bu durumda kendini yeniden sevecek ve değerli olduğunu kabullenmeye başlayacaktır.

Egzersiz Yapmak

Yapılan araştırmalara göre egzersiz yapmak kişide endorfin hormonunun salgılanmasını arttırmaktadır. Egzersiz yapmak bireyin stres ve kaygı düzeyini en az seviyeye indirgemektedir. Özellikle aerobik egzersizleri, yüzmek, koşmak vücudumuzda ki endorfin oranlarını arttırır.

Ek olarak cinsel ilişki; endorfin hormonunun en çok salınım yapıldığı an cinsel ilişkidir. Tatmin edici cinsel birliktelikler bu nörotransmitterlerin salgılanmasında büyük rol oynamaktadırlar.

Sağlıklı Beslenme

Ne kadar sağlıklı beslenirsek o kadar çok sağlıklı bir vücuda sahip oluruz. Sağlıklı ve dengeli beslenmek ruh halimizi de etkilemektedir. Bazı besinler endorfin hormonun salgılanmasını arttırmaktadırlar. Bu nedenle tükettiğimiz besinler bir çeşit doğal endorfin kaynağıdır. Özellikle B ve C vitamini almak bu hormonun vücudumuzdaki değerlerini yükseltmeye yardımcı olacaktır.

Depresyonu Yenmenin Yolları Olarak Psikoterapi ve İlaç?

Depresyon tanısı konulan kişi ve yetkili ruh sağlığı uzmanıyla birlikte bir yol haritası oluşturulur. Çeşitli psikoterapilerle veya bunun yetersiz kaldığı durumlarda ilaç tedavileriyle kişinin sağlıklı bir ruh haline kavuşması için tedavi sürecine başlanır. Bilişsel, bireysel ve grup psikoterapileri depresyon tedavisinde kullanılabilir. Ağır seyretmeyen depresyon tedavilerinde ilaçtan önce psikoterapiler öncelikli olarak seçilir.

Psikolojik yardım, tedavi veya psikoterapiler, depresyondaki bireyler için etkili bir çözüm yolu olabilir. Bireyin kimseyle paylaşamadığı konuları bir terapistle konuşması en akılcı çözümdür. Psikoterapistler bireyin içinde bulunduğu krizleri yönetmesine, olumsuz ve kişiyi kötü etkileyen düşüncelerden arınmasına, çevreyle iletişim becerilerini ve öz sevgi geliştirmelerine.

Zeynep Polat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir