Sosyal Medya ve Beden Algısı

Sosyal medya ve beden algısı ile ilgili kapsamlı bir yazı kaleme almak istedik.

Beden algısı ve imgesi, kişinin kendi bedenini nasıl algıladığına ilişkin düşünce ve duygularını yansıtan bir kavramdır. Beden imajı kavramı, Avustralyalı psikiyatrist Paul Ferdinand Schilder tarafından geliştirilmiştir. Schilder beden imajını, bireyin kendi bedenine karşı oluşan “mental imaj” olarak açıklamaktadır. (Sönmez & Özgen, 2017) Bu durumda beden imajı objektif değil, zihinsel bir oluşumdur. Kişi aynaya baktığında kendini nasıl nitelendirdiğine ilişkin pek çok faktör devreye girmektedir. Aynada kendini ve bedenini algılayış şekli kişinin beden imajını yansıtmaktadır.

Ayna Ayna Söyle Bana…

Pek çoğumuz nesillerdir süregelen masallara aşinayız. “Ayna ayna söyle bana, benden daha güzeli var mı bu dünyada?” Aslında tam olarak beden imajı kavramında dikkat çekilecek nokta burasıdır. Aynaya baktığında ne görüyorsun? Gördüğün kişiden ve bedenden memnun musun?

Beden imgesi kavramı günlük değerlendirmeleri içerebileceği gibi aynı zamanda sürekli ve kalıcı değerlendirmeler de içerebilir. Aynaya baktığımızda kendimizi bazen güzel bazense solgun görebiliriz. Bu değerlendirmeler kişinin ruhsal durumuna, deneyimlerine, dış uyaranlardan kaynaklı bir geri dönüte bazen ise yalnızca hava durumuna göre değişebilir. Fakat bazen günlük değerlendirmelerin ötesinde kişi aynaya baktığında çoğu zaman kendini beğenmeyebilir. Onu rahatsız eden pek çok yer çarpar gözüne. Yukarıda bahsedildiği üzere güzel bir görünümün objektif bir tanımı yoktur. Sağlıklı bir görünümden bahsedilecek olursa sayfalarca yazı yazılabilir, üzerine çok şey söylenebilir. Ancak güzel ve çirkin kavramları ya da “iyi bir dış görünüm” insanların beyinlerinde oluşmuş zihinsel bir kavramdır. Kişinin kendi bedenine ilişkin olumsuz algısı pek çok şeyden kaynaklanabilmektedir.

Beden İmajını Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Beden imajını etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. Televizyon programları, gazeteler, dergiler, vitrinler, reklamlar, sosyal medya gibi pek çok faktör beden imajının oluşumunda rol oynamaktadır. Bunlar objektif değillerdir çünkü tamamen zihinde dış uyaranlar sonucu oluşmuş, kişinin kendisine yönelik algısıdır. Bu yazıda sosyal medyanın beden algısı üzerine etkilerinden bahsedilecektir.

Sosyal medya en büyük etkileme potansiyeline sahip araçlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu etkilerden en büyüğünü de bireylerin kendilerine ve bedenlerine ilişkin algılarında görmekteyiz. Medyanın yaratmış olduğu bu “ideal vücut” ve “ideal güzellik” algısı sosyokültürel bir baskı olarak nitelendirilebilir. Aynı zamanda çocukluktan beri empoze edilen gerek oyuncaklar gerekse insan ilişkilerinde ve diyaloglarında sıkça rastlanan ideal beden algısı, olması gerekenle ilgili bir takım şemalar oluşturmaktadır.

İdeal Beden Algısını Neler Destekliyor?

Aslında bu algıyı yaratan faktörler uzun yıllardan beri süregelen cinsiyet rollerine ilişkin derin bir zorlamayı içerisinde barındırır. İnsanlar bazen popüler olarak nitelendirilen pek çok durum ya da nesneyi yorumlamadan içselleştirme ve kabul etme eğilimindedir. Toplumun neyi sevip neyi sevmediği gibi pek çok neden kişinin kendisine yönelik algısında rol oynamaktadır. Çevrenin üzerimizdeki etkileri yadsınamaz. Örneğin sıkça alınan oyuncaklara ya da epey göz kamaştıran ve sıkça görülen reklamlara göz gezdirelim.

Bir insan formunun ulaşması epey güç olan vücut formlarına sahip bez bebeklerin varlığını görmekteyiz. Bu oyuncaklarla büyüyor bazen de onlar gibi olmak istiyoruz. Hatta öyle zamanlar oluyor ki sağlıklı bir bireyin sahip olmaması gereken boy- kilo oranlarındaki insanları “ideal güzellik formu” olarak nitelendirip ideal formun bu olması gerektiğine dair inancımızı istemsizce pekiştirebiliyoruz.

Böyle bir durumda ergenlik döneminin de etkileri göz önüne alındığında insanların kendileri ve çevreleriyle bir karşılaştırmaya gitmesi kişinin kendi bedenine ilişkin olumsuz algısını ne yazık ki desteklemektedir.

Sosyal Medya ve Beden Algısı Açısından Zihniyet

Kadın cinsiyet rolünde aşırı zayıflığın “ideal” beden imgesi olarak sunulması ya da kadının toplumsal başarısında fiziksel görünümünün öneminin vurgulanması gibi pek çok konuda sosyal medyanın ve aslında her birimize dayatılan, çevrenin öğretilerinden biri olan “doğru ve güzel” olanı alma eğilimi göze çarpmaktadır. Bu yalnızca tek cinsiyet için düşünülmemelidir. Var olan spor dergileri ve reklamları erkekleri de aynı şekilde çevreleriyle ilgili bir karşılaştırmaya itebilmektedir. Çünkü medyanın dayatmış olduğu algıya göre “normal” olan ince ve uzun olmaktır.

Sosyal medyanın erkekler üzerinde uyguladığı bir diğer baskı da kaslı vücut yapısına sahip olmaktır. Vitrinler, TV programları, magazin, spor dergileri gibi pek çok faktör bireylerin kendi bedenlerine ilişkin olumsuz algılara kapılmasında neden olur. İnsanların yaşamda var olabilmek veya kendilerini iyi ve güzel hissetmeleri için çevreleri tarafından beğenilme arzusu içinde oldukları görülmektedir. Çoğunluk bir kesimin kabul ettiği güzellik algısı, bireylerde kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya itmekte ve bu durum bir takım beden algısı bozukluklarına işaret etmektedir. Fark ne kadar artarsa insanların yaşadıkları kaygı düzeylerinde de o denli artış görülmektedir. Sosyal medya etkileri ergenlerin birbirlerine uyguladıkları zorbalıklarda da kendini göstermektedir.

Bir diğer önemli nokta ise ideal beden algısının nasıl olması gerektiğinin dışında bu forma ulaşmak için insanlara neler yapmaları gerektiğine ilişkin de yönergelerin sunulmasıdır. Bu bir nevi insanları ikna etmeye yöneliktir. Sıkça reklamını gördüğümüz estetik cerrahi operasyonların yaygınlığı, ağır spor programları, kasların daha fazla gelişimi (protein tozu vb.) için dış müdahaleler buna örnek olarak verilebilir.

Sosyal Medya ve Beden Algısı = Olumsuz Psikoloji mi

Sosyal medyanın karanlık yönü olarak nitelendirebileceğimiz bir diğer yanı gerçeklikten uzaklaştırması ve olanı olduğundan çok daha farklı gösterme eğiliminde olmasıdır. Bireyler dayatılan beden ölçülerini kendilerinde görmediklerinde depresyon ve özgüven kaybı görülebilmektedir.

İnsanların sahip oldukları bedeni korumak uğruna yaptıkları diyetler, diyet ürünleri, estetik cerrahi operasyonlardaki artış ve bununla ilgili sosyal medyada yapılan reklamlar insanları beden memnuniyetsizliğine doğru sürüklemektedir. Bireyin kendisine ilişkin oluşturduğu “ben çirkinim” ya da “diğerleri gibi değilim” şemaları özgüven kaybına yol açıcı bir etki olarak karşımıza çıkmaktadır.

Claire Mysko’nun bir sözünü yazmak buna uygun olacaktır:

“Zayıf bir özgüvenin nedeni sosyal medya değildir, ancak sosyal medya mevcut duruma katkıda bulunacak güce sahiptir. Sosyal medya, düzensiz düşüncelerin ve davranışların gerçekten de hayat bulup geliştiği bir ortam yaratmaktadır.”

Sivilceli olmak, kilolu olmak, çok zayıf olmak, ince dudaklar, ten rengi, boy gibi pek çok elimizde olmayan faktör ne yazık ki sosyal medyada bireyin aşağılanmasına ya da tam tersine beğenilmesine yol açmaktadır. Birey olması beklenen, kabul gören dış görünüşe sahip olmadığında çevresi tarafından dışlanma korkusu yaşayabilir. Kendisiyle ilgili oluşturduğu var olan otomatik düşüncesini destekler nitelikte dönütler aldığında ciddi boyutta depresyon ve kaygı bozuklukları görülebilir.

Bunların dışında yeme bozukluklarında da olumsuz beden algısı ve beden memnuniyetsizliğinin etkileri görülmektedir. Örneğin aneroksiya nevroza ya da bulimia gibi yeme bozukluklarında da sosyal medyanın kırıntılarına rastlanabilir. Sosyal medyanın olanı değil de olması istenen şeyi sunması üzerine insanların kendi bedenlerine ilişkin olumsuz yargıları bir takım yemek bozukluklarını meydana getirebilmektedir.

Güzelim, İyiyim, Sağlıklıyım Diyebilmek İçin…

Neredeyse hepimizin vücudunda az da olsa beğenmediği yerler vardır. Peki değiştirebileceklerimizi değiştirmek için adım atıyor ve değiştiremeyeceklerimizi kabul etme cesaretini gösterebiliyor muyuz? Kişinin kendini ve bedenini acımasızca eleştirmesine yol açan bu olumsuz duygu ve düşünce seliyle nasıl baş ediyoruz?

Kendimizi eleştiri yağmurlarına tutan onlarca kelime ya da cümle sarf edebiliyoruz. Kişi kendini bu noktada acımasızca eleştirebilir. Bu eleştiriler olumsuz benlik algısını güçlendirecek nitelikte olabilir. Hedeflerinize ulaşmanızdaki en büyük engellerden birinin bedeniniz olduğuna inandırabilirsiniz kendinizi. Bu tamamen objektif bir bakış açısıyla değil de tamamen dış uyaranların olmanızı istediği ölçülere sahip olmadığınıza inandığınız düşüncesinden gelmektedir. Düşüncelerinizi ve duygularınızı kontrol altına alın. Olabildiğince sizin tek elinizde olmasına müsamaha gösterin. Örneğin olmasını istediğiniz değişiklik gerçekten siz istediğiniz için olsun.

Aynaya baktığınızda beğenmediğiniz değil, gerçekten güzel olduğunu düşündüğünüz yerleri görün. Çünkü bedeniniz yalnızca size özgü ve size ait. Her biri biricik ve sizin için.

  • Beden parçalarını anlamlandırmak ve onları belli bir kalıba sığdırmak sizin arzu ettiğiniz bir şey mi yoksa böyle olması gerektiğine dair bir zorunluluk hissinden mi meydana geliyor?
  • Dönem dönem revaçta olan ve öyle olması istenen birtakım belli sıfatlar ön plana çıkar. Örneğin bir zamanlar kabarık saçlar modayken şu an en çok istenen durum olmadığının farkındayız. Sizin kendinizde görmek istediğiniz değişiklik dönemsel olarak sıfatlarla donatılmış bir güzellik algısı ürünü mü yoksa sizin istediğiniz bir şey mi?
  • İnsanlarla ilişkilerinizi düşünün. Hayal edin. Tavırlarınızı, mimiklerinizi, hayata dair algılarınızı ve en önemlisi kendinize ilişkin algılarınızı hayal edebilirsiniz. Olmak istediğiniz yere sizi getiren dış görünümünüz müydü yoksa şuanda olduğunuz kişi mi?
  • Aynaya baktığınızda kendinizde güzel neleri görüyorsunuz? Bunları kendinizi acımasızca eleştirmeden yazacak olduğunuzda neler yazardınız?

Eğer kendinizi beğenmediğinizi düşünüyorsanız, çevreniz tarafından sevimli ve “güzel” görünmediğinize ilişkin algılarınız varsa sizi yukarıdaki soruları düşünebilirsiniz.

Eğer bedenini ve kendinizi beğenmediğinizi düşünüyorsanız psikolojik destek alabilirsiniz. Bu kendinize yapacağınız en iyi yatırımlardan biri olacaktır. Çünkü bireyin değiştirebileceklerini değiştirmek için adım atması ve değiştiremeyeceklerini kabul ediyor olması önemlidir. Her halükarda biricik ve özel olduğunuzu unutmayın…

Beyza Metin

Sönmez, E. ve Özgen, Ö.(2017). Medya Kullanımı ve Beden İmajı: Türkiye ve İngiltere Örneği.  Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, Sayı:27. Haziran.

İngilizce BBC yazısı