Lohusalık Depresyonu

Doğumdan sonra gebelik dolayısıyla değişen hormonların ve üreme organlarının normale dönmesine kadar geçen 6 haftalık süreç Lohusalık dönemi (Postpartum dönem) olarak adlandırılır. Bu dönemi yaşayan kadına da Lohusa denir.

Bedenin doğum öncesi duruma dönüş süreci olan lohusalık dönemi, aynı zamanda annenin bedeninde ve ruh halinde değişiklikler yaşadığı dönemdir.

Yeni doğmuş bir bebeğe bakmanın sorumluluğuyla karşılaşan, yorgunluk ve uykusuzlukla başa çıkmaya çalışan çoğu anne lohusa melankolisi dediğimiz bir ruh haline bürünebilir. Bu ruh hali 1 aylık süreyi aşarsa, lohusalık depresyonundan bahsedebiliriz.

Lohusalık depresyonu; bir kadının bebeğine bakmasını zorlaştırdığı zaman annenin, kendisine zarar verme eğilimine girebilmesine veya çocuklarına zarar verme konusunda düşünceler içerinde olmasına neden olabilmektedir.

Doğum yapan on kadından biri, bu sorunu yaşamaktadır.

Depresyon tanısı konan kadınların yaklaşık yarısı, belirtilerini gebelik sırasında yaşamaya başlamış olabilir.

Yeni doğum yapmış kadınların %10–15’inde görülür.

Lohusalık Depresyonu Bir Annelik Hüznü Müdür?

Lohusa depresyonu, “annelik hüznü” değildir. İkisi çok farklıdır, karıştırmamak gerekir.

Annelik hüznünde üzüntü, ağlama, endişe ya da uyku sorunları gibi belirtiler daha az şiddetlidir. Bu daha hafif belirtiler doğumdan sonraki birkaç gün içinde başlayıp genellikle birkaç hafta sonra sona erer.

Lohusalık depresyonu ise, doğumdan sonraki ilk 2–4 haftada belirtileri ortaya çıkan ve 12. aya kadar devam edebilen bir psikiyatrik durumdur.

Lohusalık Depresyonu Belirtileri Nelerdir?

Öncelikle; lohusalık depresyonu, bir karakter kusuru veya zayıflık değildir.

Genel depresyonu olan kişiler depresyonda olduklarını fark etmeyebilir veya bunu kabul etmeyebilir. Depresyon belirtinizin de farkına varamamış olabilirsiniz.

  • Kendisini endişeli, korkmuş hissetmek
  • Gereksiz yere kendisini suçlamak
  • Depresif ruh hali veya şiddetli ruh hali değişimleri
  • Bebeği ile bağ kurmada zorlanmak
  • Yoğun derece de sinirlilik ve öfke hissetme
  • Kendisine ve bebeğine zarar verme düşüncesi
  • Şiddetli duygu durum değişiklikleri

Saydığımız bu belirtilerle, lohusalık depresyonunuzun olup olmadığını anlayabilirsiniz.

Lohusalık Depresyonu Ne Zaman Başlar?

Lohusa depresyonu dediğimizde direkt doğumdan sonra başlayan bir sağlık sorunu olarak düşünmemek gerekir. İlla ilk doğumla başlamaz. Sonraki doğumlarda da başlayabilir.

Genellikle bebek doğduktan 1 ya da 3 hafta sonra başlar, ancak bazı kadınlarda birkaç ay, hatta bir yıl sonra bile başlayabilir. Bu tamamen kişisel olup doktorunuzun tedavi planına bağlı olacak şekilde sürebilmektedir.

Bazı kadınlarda birkaç hafta içinde doruğa ulaşıp, 3 ila 12 ay daha sürebilir.

Erken tedavi görerek; lohusalık depresyonuyla daha iyi baş edebilirsiniz ve böylece sorunu daha erken çözebilmenize yardımcı olur.

Lohusalık Depresyonu Neden Olur?

Genetik, psikolojik, çevresel, sosyal, hormonal faktörler depresyonu hazırlayıcı nedenlerdir.

Genetik faktörlerle çevresel faktörler iç içedir.

Stres, fiziksel, duygusal ve mental travma, kronik hastalıklar bazı ilaçlar gebelik depresyonuna zemin hazırlayan çevresel etmenlerdir.

Bebek doğduktan sonra çeşitli kaygı ve üzüntü durumları yaşamasına sebebiyet olan ise hormonal değişikliklerdir.

Gebelik döneminde yükselen östrojen ve progesteron düzeylerinin doğumla birlikte ani düşmesi de biyolojik bir etken olup depresyona neden olmaktadır.

Psikolojik olarak anneler, hayatlarının kendilerinden çok dış çevrenin yönettiğini düşünerek böyle bir depresyona sebebiyet olmaktadırlar.

Ayrıca aşağıdakiler de lohusalık sendromu için risk faktörleri olabilmektedir.

  • Genç bir anne olarak önceden yaşanılan depresyonun olması
  • Hamilelik sırasında depresyon yaşamış olmanız
  • Doğumdan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik
  • İlk kez veya çok genç anne olmak
  • Sosyoekonomik düzey
  • Aileden birinin depresyon veya başa duygu durum bozukluğunun olması
  • İstenmeyen bir hamilelik
  • Çok çocuğa sahip olma
  • Eşiyle ilgili bir sorun olması, aralarının kötü olması
  • Lohusalık Depresyonu Ne Kadar Yaygındır?

    Doğum yapan on kadından biri, bu sorunu yaşamaktadır. Depresyon tanısı konan kadınların yaklaşık yarısı, belirtilerini gebelik sırasında yaşamaya başlamış olabilir. Yeni doğum yapmış kadınların %10–15’inde görülür.

    Lohusalık Depresyonu Tedavisi

    Lohusalık depresyon tedavisi, kişilere göre değişebilir. Doğum sonrası depresyonun tek bir nedeni olmadığından standart bir tedavi yönteminden söz edilememektedir. Lohusalık döneminde, lohusa kadından öncelikle ayrıntılı öykü alınmalıdır.

    • Duygularınızı, düşüncelerinizi, davranışlarınızı, şu anki ve geçmişteki hayatınızın detaylarını bir psikoterapistle konuşarak da lohusalık depresyonu atlatılabilir.
    • Bilişsel Davranışçı Terapi, size zarar veren hislerinizi ve davranışlarınızı daha olumlularıyla değiştirmeyi hedefleyerek semptomları azaltabilir.
    • Kişilerarası Terapi de ilişkilerinizde ortaya çıkan sorunlara odaklanarak çözümler üreten başka bir tedavi yöntemidir.
    • Günlük egzersiz ve spor yapmalı, hareketsizlikten uzak durulmalıdır. Yaptığınız egzersizler rahim ve karın kaslarınızın eski haline dönmesini destekler.
    •  Gününüzü eğlenceli aktivitelerle doldurmak, meditasyon ve yoga gibi rahatlatıcı eylemlerde bulunmak da semptomları azaltıcı etkiler gösterebilir.
    • Lohusalık depresyonu geçiren anneler için belki de en etkili yollardan biri, sevdiği ve güvendiği insanların yanında bulunmaktır. Bebeğin bakımı konusunda kendini yalnız hissetmemek anneye çok yardımcı olur. Aile bireylerinden veya bir uzmandan bu hususta yardım istenilebilir.
    • Bebeğinize nasıl bakacağınızı bilmeniz huzurlu olmanızı ve kaygı düzeyinizin azalmasını sağlayacaktır.
    • Temizlik, beslenme, uyku ve dinlenmeye dikkat edilmelidir.

    Lohusalık Depresyonu Tedavi Edilmezse Ne Olabilir?

    Tedavi edilmeyen lohusalık (doğum sonrası) depresyonu aylarca veya daha uzun sürebilir ve bazen kronik bir depresif bozukluk haline gelebilir.

    Kronik bir depresif bozukluk haline geldikten sonra tedavi edildiğinde bile doğum sonrası depresyon, bir kadının gelecekteki majör depresyon atakları riskini artırabilir.

    Ruhsal hastalıkların annenin duygu durumunu etkileyerek, gebelikle ilgili olumsuz sonuçlar doğurabileceği ve tedavi almayanlarda maternal morbidite ve mortalite hızını (intihar girişimleri dahil olmak üzere) arttırdığı bilinmektedir.

    Tedavi edilmemiş lohusalık depresyonu; intihara neden olmaktadır. Bu kadar ciddi sonuçları olan lohusalık depresyonunun önlenmesi, korunması ve tedavi edilmesi gerekmektedir.

    Kaynakça:

    https://kidshealth.org/en/parents/ppd.html

    Gebelikte Depresyon: Sıklık, Risk Faktörleri ve Tedavisi – Depression in Pregnancy

    https://jag.journalagent.com/phd/pdfs/PHD-31549-RESEARCH_ARTICLE-AY.pdf

    Melek Yüksel