Komplo teorisi

Komplo teorileri tüm toplumlarda oldukça yaygın görülen ve bireylerin sıkça başvurduğu bir yoldur. İnsanların doğaları gereği bilme ihtiyacı, onları etraflarında olan ve açıklanamayan olayların ardında gizli ve güçlü bir kişinin veya bir organizasyonun olduğuna dair bir inanç geliştirmeye iter. İnanılan bu gibi kanıtsız ve varsayımlara dayanan düşüncelere komplo teorisi denir.

Neden Komplo Teorilerine İhtiyaç Duyarız?

Abraham Harold Maslow’un kendi adını taşıyan teorisinde de belirttiği gibi; insanoğlunun kendini, çevresini ve etrafında olup bitenleri bilme ve sebebini anlama ihtiyacı; bireyin üst düzey gereksinimlerindendir. Maslow’a göre bu gereksinim, insanın özünde var olan potansiyelini açığa çıkarması ve bu potansiyelini kullanabilmesi için oldukça önemlidir. Ancak her zaman bu gereksinimi karşılamak mümkün olmayabilir. Bu noktada basit ve bireyin kendi düşünceleriyle, inançlarıyla çelişmeyen, olaylar arasında bir sebep sonuç ilişkisi kurmasını sağlayan bir komplo teorisi oluşturmak seçilecek en kolay yol olacaktır.

Hayatın her alanında karşılaşılabilen komplo teorilerine, özellikle ortada bir belirsizlik durumu olduğunda veya anlaşılması güç bir olayla karşı karşıya kalındığında daha sık başvurulur.

Bireyler ürettikleri veya inanmayı tercih ettikleri komplo teorilerine körü körüne bağlanabilir ya da tam zıttı bir görüşe sahip olabilir. Bu teoriler için kesinlikle doğru veya kesinlikle yanlış yorumunu yapmak neredeyse imkansızdır. Bunun nedeni, teoriyi yalanlayan veya doğrulayan kesin bir bulgunun olmamasıdır.

Herhangi bir kanıt öne sürüldüğünde ise birey aynı görüşte değilse reddetme veya görmezden gelme eğiliminde olur. Bunun sebebi de kişinin kendi düşünceleri ile dış dünyanın rasyonel gerçekliği arasında oluşan çatışmadan ve bunun yarattığı huzursuzluktan kaçma arzusudur. 

Komplo Teorilerine İnanmak Tehlikeli midir?

Bireyler bazen doğru kabul ettikleri teorilere aşırı bağlanıp yaşadıkları toplumu da olumsuz etkileyecek davranışlarda bulunabilirler. Bu noktada hem bireyin kendisi hem de içinde bulunduğu toplum için bu teoriler tehlikeli hale gelebilir.

Örneğin koronavirüs salgınına şüpheci yaklaşarak komplo teorilerine yönelen bireylerin, yine bu virüsü ortadan kaldıracak olan aşısına karşı bir önyargı taşıması oldukça muhtemeldir. Bu kişiler kendileri ve çocukları için aşıyı reddedebilir, belki de bu sayede hastalığın yayılmasına sebep olabilirler. Bunun yanında aşı olmayı reddettikleri gibi virüsün sebep olduğu en basit gereksinimleri dahi reddedebilirler.

Örneğin ellerini yıkamak veya sosyal mesafeyi korumak gibi. 

Ek olarak komplo teorilerine maruz kalmanın kişilerdeki duyarlılık hissini düşürdüğü de söylenebilir.

Örneğin, küresel ısınmanın gerçek olmadığı ile ilgili üretilen komplo teorilerine sürekli maruz kalan bir bireyin çevre dostu davranışlar gösterme ihtimali oldukça düşecektir. Bu duruma, küresel ısınmanın gerçekliğini yok sayarak kişinin üzerinden sorumluluk hissini atması sebebiyet vermektedir.   

En Bilinen Komplo Teorileri

Geçmişten günümüze dünyada birçok teori ortaya atılmış ancak henüz hiçbiri ispatlanamamış veya reddedilememiştir. Bunlardan çoğu büyük ve ses getiren olguların ardından üretilmiş ve böylece bu olgulara bir açıklama getirmek hedeflenmiştir.

Bilinen en güncel komplo teorilerinden biri tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını ile ilgilidir. Koronavirüs salgını sürecinde en çok konuşulan başlıklardan biri, hastalığın kendisi yanında üretilen komplo teorileri olmuştur.

Ünlü komplo teorisyenleri tarafından virüsün kaynağı ve bu salgından kimlerin kazançlı çıktığı konusunda ortaya atılan çeşitli şaşırtıcı teorilere inanan insanların sayısı göz ardı edilemeyecek kadar fazladır. Bu teorilerin hedefinde çoğunlukla 5G teknolojisi, ünlü girişimci Bill Gates, Çin ve ABD başkanı Donald Trump vardır.

Bir diğer popüler komplo teorisi dünyanın şekli ile alakalıdır. Dünya’nın düz veya çukur olduğuna dair düşünceler, günümüzde bir komplo teorisi olarak tanımlanır. Düz dünya teoristleri Dünya’nın merkezinde Kuzey Kutup Dairesi ve Antarktika, çevresinde ise etrafında 150 metrelik bir buz duvarı bulunduğunu savunuyor. Ancak teorileri halen ispatlanamamıştır ve bir varsayımdan farksızdır.

En az diğerleri kadar popüler bir diğer iddia ise aya gerçekten gidilmediği ve aya gidişin aslında sahnelendiği iddiasıdır. ABD, 1969 yılında Ay’a ilk insanı göndermiş, ancak üzerinden 52 yıl geçmesine rağmen hiçbir ülkenin Ay’a bir daha ayak basmamış olması komplo teorilerini beraberinde getirmiştir.

Komplo teorileri paranoid bozukluk, sanrı, halüsinasyon gibi birçok psikolojik rahatsızlıklar ile de ilişkili olabilir.

Özde Berfin Ergün

Kaynaklar:

https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_conspiracy_theories

https://www.npr.org/2016/12/11/505187974/why-people-believe-conspiracy-theories