Kıskançlık

Kıskançlık, birçok bireyin yaşamını etkileyen; şüphe, kurgu veya rekabetten kaynaklanan bir ruh halidir. Kıskançlık genel olarak iki farklı şekilde yaşanır. Bunlardan ilki, başkasında olan maddi veya manevi değerlerin neden kendinde olmadığının sorgulanmasını ve bunun kişiye hissettirdikleridir. İkincisi ise bireyin kendisinde olan maddi veya manevi değerlerin, kendisi için önem arz eden şeylerin kaybedileceğiyle ilgili hisleridir. Temelde mahrumiyet duygusunu içeren bu iki durum kıskançlığın özeti niteliğindedir.

Kıskançlık İmrenmeyle Aynı Mıdır?

Kıskançlığın imrenmek, özenmek ve haset etmek gibi duygularla benzer noktaları olsa da farklı olarak kıskançlık, bir ruhsal sorun ya da hastalık belirtisi olabilmektedir.  İmrenmek, beğenilen bir kişi veya şeye benzemeyi istemek, gıpta etmek anlamlarına gelir. İçinde kötü bir duygu barındırmaması açısında kıskançlıktan ayrılır.

Kıskançlığın En Çok Yaşandığı Durumlar Nelerdir?

Kıskançlığın ne demek olduğundan kısaca bahsettikten sonra, kıskançlığın en çok yaşandığı durumlara örnek verecek olursak;

  • Sevilen kişinin bir başkasını tercih edebileceğinin ve onu daha fazla sevebileceğinin düşünülmesi durumu
  • Kendisinde olmayan ve başkasında olan bir şeye sahip olma isteği
  •  Diğer bireylerin kendisinden üstün durumda olmalarına katlanamama durumu
  • Diğer bireylerden üstün olma isteği
  •  Anne, baba gibi figürlerin sahiplenilmesi ve diğer kardeşlerden daha fazla sevilme isteği

Kıskançlık genellikle romantik ilişkiler bağlamında düşünülür: örneğin, kız arkadaşının başka erkeklerle konuşmasını yasaklayan bir erkek arkadaş ya da eski sevgilisinin başka bir ilişkisinin başlamasına katlanamayan bir kişi. Ancak bu duygu, ebeveyn ilgisi için yarışan kardeşlerden saygın bir patronu etkilemeye çalışan iş arkadaşlarına kadar neredeyse her tür insan ilişkisinde ortaya çıkabilir.

Kıskançlık acı verici bir duygusal deneyim olabilmesine rağmen, evrimsel psikologlar bunu bastırılması gereken bir duygu olarak değil, dikkate alınması gereken bir duygu olarak görüyorlar. Kıskançlığı değerli bir ilişkinin tehlikede olduğuna ve bir eşin veya arkadaşın sevgisini yeniden kazanmak için atılması gereken adımların bir işareti veya uyanma çağrısı olarak görüyorlar. Sonuç olarak, kıskançlık gerekli bir duygu olarak görülüyor, çünkü sosyal bağları koruyor ve insanları önemli ilişkileri sürdüren davranışlarda bulunmaya motive ediyor.

Kardeş Kıskançlığı

Her insanda doğal olarak görülen kıskançlık duygusunun kardeşler arasında olması kaçınılmazdır. Küçük çocuklarda kıskançlık ise, genellikle 3-6 yaşları arasında eve yeni bir kardeşin gelmesinden kaynaklanan genel bir duygusal deneyimdir. Çocuklar kıskançlık duygusu ile baş edemediklerinde bu duyguyu bastırırlar. Bastırılan bu duygu çeşitli belirtiler ve yaramazlıklarla kendini gösterir. En sık rastlanan belirtiler; kabuslar, kardeşe zarar verme, alt ıslatma, parmak emme, tırnak yeme, içe kapanma olabildiği gibi çocuklar sürekli rekabet etme, popüler olmaya çalışma veya kendine güvensiz ve itaatkar olma gibi davranışlar sergileyebilir.

Kardeş kıskançlığına ilişkin sorunlardan biri de kardeş sırasıdır. İlk doğanlar, ilgi ve sevgi odağı olabilme şansına sahiptirler. Ebeveynler çocuk sahibi olmanın acemiliğini yaşarken çocuk tek ilgi odağı olmanın keyfine varır ve otoritesini kurar. Fakat aileye ikinci çocuğun gelişi ilk doğan için ciddi bir travma olabilir. Kendisi varken neden başka bir çocuğa gerek duyulduğunu anlamak çocuğun güçlük yaşamasına ve ebeveynlerin beklentileri de çelişkili duygular hissetmesine yol açabilir. Bu durum ilk çocuk için mutlaka kıskançlık ve mutsuzluk yaratır.

Çocuklarda Kıskançlık ve Anne-Babanın Tutumu

Kardeş kıskançlığına müdahalede, anne babaların tutumları büyük ölçüde önem taşımaktadır. Öncelikle anne babalar tekrar çocuk sahibi olmayı düşündüklerinde kıskançlık duygusunun çocuk için normal olarak gelişebileceğine ve kardeşler arasında rekabet olacağı düşüncesine hazır olmalıdırlar. Yeni kardeşin haberi çocuğa sade ve net bir şekilde verilmelidir. İlk çocuk annesiyle doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra görüşmelidir; çünkü annesini bitkin, zayıf halde görmesi bebeği veya kendisini suçlamasına sebep olabilir. 

Erken çocuklukta kıskançlık, anne babayı ve ona bakan diğer bireyleri kapsar çünkü çocuk ilgi ve sevgi ister, sürekli olarak kendini diğer kardeşle veya kardeşlerle kıyaslama içinde bulur. Bu durumda ebeveynlere düşen görev öncelikle çocuğun kıskançlık duygusunu empati ile karşılamak ve duygularını açmasını teşvik etmektir. Bu duyguyla bağlantılı davranışları kınamak ve ayıplamak çocuğun kendini kötü hissetmesine, muhtemelen bundan kardeşini sorumlu tutmasına ve ona karşı olumsuz, düşmanca duygular beslemesine neden olacaktır.

Peki Kıskançlık Aşkın Göstergesi Midir?

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer ile yapılan bir görüşmede, Sezer bu soruya şöyle cevap veriyor: Kıskançlık aşkın göstergesi değildir. Aşk, aşırı sevgi ve bağlılık duygusudur. Olağan sevmeden, kişinin duygularını yönetmede zorluk yaşaması durumuyla ayrıştırılabilir. Özellikle ilişkilerin başında yaşanan bu duygu, zamanla, ilişki olgunlaştıkça yerini daha kontrol edilebilir ve kalıcı duygular olan, sevgi, güven ve sadakate bırakır. İnsanın sahip olduğu bu değerli şeyi kaybetmekten endişe duyması beklenen bir durumdur. Bu sebeple, birbirini gerçekten seven iki insanın arasında bir miktar kıskançlık olması doğaldır, fakat sahiplenme duygusunun aşkla alakası yoktur. Kıskanç kişilerin, sevilmeye karşı aşırı bir ihtiyaçları vardır ve yaşadıkları güvensizlik ve yetersizlik duygularıyla baş edemedikleri için ilişkide bulundukları insanın sevgisini kimseyle paylaşmak istemezler.

Kıskançlık yaşayan kişiler bir yandan ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, bir yandan da özgüvenlerini korumaya çalışırlar. İlişkiyi korumaktaki amaç daha fazla yaşantı paylaşmak iken, aşırı kıskanç kişiler bunu ancak tehdit ederek, zor kullanarak ya da küserek sağlayabileceklerine inanırlar. İlişkinin bir rakip tarafından tehdit edildiğini hissettikleri zaman da bu rekabette kaybedeceklerini, sevilmediklerini, sayılmadıklarını düşünürler.

Erkekler Kadınlardan Daha Çok Mu Kıskanır?

Bazı kanıtlar, romantik ilişkiler bağlamında, erkeklerin cinsel sadakatsizlik konusunda daha fazla kıskançlık duyduklarını, kadınların ise duygusal sadakatsizlik konusunda daha çok kıskançlık duyduklarını göstermektedir.

Kıskançlık Duygusu Bir Davranış Bozukluğu Mudur?

Kıskançlık doğuştan gelmez, sonradan öğrenilen ve birçok insanı etkileyen, rahatsız eden bir duygu olarak karşımıza çıkar.  Dozunda bırakıldığı sürece kıskançlık bir hastalık değil, davranış bozukluğudur. Aşırı kıskanç birey, eşini devamlı kontrol eder, takip eder, onun yaşantısını sınırlar ve üzerinde bir baskı oluşturarak onu kaybetmeyeceğini düşünür. Oysa sadakat, tehditle değil sevgiyle sağlanır. Kıskançlık sonucu yapılan hareketler (takip etme, baskı altında tutma, öfke, şüphecilik) karşı tarafı daha da uzaklaştırır. Kişi bu konuda kendini kontrol edemezse bu davranış bozukluğu ileride depresyona sebebiyet verebilir. Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır. Bu duyguyu yaşayan biri zaman ile değersizlik, çaresizlik, öfke, mutsuzluk ve yalnızlık gibi duyguları da yaşar.

Eğer kıskançlık kişinin günlük yaşamını etkiliyorsa, sürekli şüphe duyma ve alınganlık halleri mevcutsa, kıskanılan kişinin kontrol edilmeye ve yaşam alanlarının kısıtlanmaya çalışılması halleri gözleniyorsa bu durumlar mutlaka dikkate alınmalıdır. Paranoid kişilik ve paranoid bozukluk durumları olabilme ihtimaline karşı profesyonel yardıma başvurulmalıdır. Aynı şekilde çocuklarda gözlenen kardeş kıskançlığının da davranış bozukluklarına yol açtığı görüldüğünde profesyonel bir yardıma ihtiyaç duyulabilir.

Kıskançlık konusuyla ilgili destek almak isterseniz Dünya Danışmanlık ve Psikoloji Merkezi olarak uzmanlarımızla hizmet verdiğimiz Pendik Sahil ve Kadıköy şubelerimize ulaşabilirsiniz.

Kaynaklar

Savi Çakar, F. (Ed.). (2019). Yaşam dönemleri ve uyum sorunları 5. Baskı. Ankara: Pegem Akademi

https://www.psychologytoday.com/intl/basics/jealousy#feeling-jealous

Şeymanur Karaduman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.