Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Çocuklarda davranış bozuklukları çevre, gelişim periyodu, süreklilik gibi nedenlere göre fiziksel ve psikolojik olarak değerlendirilir.

“Normal” Olarak Değerlendirilen Davranışların Analizi

Her birey gelişimi süresince özeldir. Bunun için yaşadığı çevre, sahip olduğu koşullar ve duygu durumu çerçevesinde değerlendirilmelidir. Birçok araştırmanın sonuçlarından da anlaşılacağı üzere kardeşler hatta ikizler arasında farklı karakterler ve buna bağlı olarak farklı yaşam tarzları mümkündür. Bu yüzden çocukların gelişimi de kültürümüzden edindiğimiz, çevremizden duyduğumuz kalıplardan bağımsız değerlendirilmelidir. Çocuklar bu anlamda sinir, hırçınlık veya gelişimi süresince göstermemesi gereken davranışları sergileyebilir. Bu durum anne baba için kaygılı bir süreç haline gelebilir. Fakat bu esasta ebeveynlerin göz önünde bulundurması gereken çocukların oluşturulan kalıplara neden uymadığı değil davranışların sebebinin neden kaynaklandığıdır.

Çocuklarda Davranış Bozuklukları Analiz Edilirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Öncelikle, davranışlar analiz edilirken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir detay gelişim evresidir. Örnek olarak, çocuğun altını ıslatması olağan bir durumdur fakat bu durum 4 ya da 5 yaşına kadar devam ederse dikkat edilmesi gereken bir detaydır. Bununla beraber tespit edilen davranışın ne kadar süreyle sergilendiği de önemlidir. Çevre koşulları göz önüne alındığında çocuk bazen istediği bir oyuncağı alamadığında ya da ruh hali süresince bazı hırçınlıklar ve sinirlilik gösterebilir. Fakat bu davranış günlük hayatında devam ediyorsa bu bağlamda davranışın nedenleri araştırılması gerekir.

Aynı zamanda, günlük hayatta yaşanılan bazı sorunlar yetişkinler tarafından daha kolay çözümlenebilir ve iz bırakmaz fakat çocukların farklı bir düşünme dünyası olduğundan aynı sorun gelecek hayatında çocukta travmalara ve davranış bozukluklarına yol açabilir. Bu yüzden çocuğun davranış problemleri değerlendirilirken yaşadığı problemler ve geçmişi bu çerçevede değerlendirilmeli ve bu problemleri yaşarken ebeveynlerin çocuğa karşı hangi tutumları sergilediği de analiz edilmelidir.

Bunlarla beraber çocuğun içinde bulunduğu psikolojik durumu da analiz edilmesi gereken bir diğer faktördür. Bazen çocuklar kendilerini ailelerine kanıtlamak için normalde yapmadığı davranışlar sergileyebilir. Bir başka faktör ise eve yeni bir aile üyesi katıldığında ebeveynlerinin ilgileri onların üzerlerinden kalkmasıdır. Bu bağlamda çocuk kıskançlık üzerine bazı davranışları gösterebilirler. Bununla beraber, davranışların kökeni farklı bir psikolojik ya da fiziksel nedenlerden kaynaklanabilir.

Davranış Bozukluğu Nedir?

Çocuklarda davranış bozuklukları mental ve fiziksel olarak yaşanabilir. Bu davranışlar toplumun kurallarına karşı tavır olacağı gibi gelişim süresinde olmaması gereken bir periyod da parmak emme, altını ıslatma veya dışkı kaçırma da olabilir.

Psikolojik ve Fiziksel Problemler

Karşıt olma veya otoriteye karşı sinirlilik, davranış problemleri gösteren çocuklarda sıklıkla rastlanır. Bu bağlamda çocuk ona koyulan herhangi bir normdan ve otoriteden rahatsız olur ve güçlü bir şekilde karşı çıkar. Sadece kendisi sinirlenmekle kalmayarak karşısındaki bireyi de rahatsız etme eylemindedir ve ona karşı kin tutabilir.

Çocuklar doğası gereği istediklerini yaptırmak isterler, bu alanda daha inatçı ve sinirli olabilirler. Fakat bu sinirleri başkalarına zarar verecek müddetçe gelişirse ve kendini ifade etme de daha çok şiddete başvurursa bu da önemli bir davranış problemidir.

Çocuklar yetişkinlerde olan sahiplik kavramını ilkokul çağına kadar tam olarak edinemezler. Bu yüzden bir çocuğun misafirlikte herhangi bir eşyayı alması, anaokulunda arkadaşlarının oyuncaklarını almak istemesi doğal karşılanabilir. Fakat ilkokul çağından sonrası için “çalmak” olarak nitelendirilebilecek bu davranış devam ediyorsa, çocuk bunu alışkanlık haline getirmişse o zaman bu davranış bir bozukluk olarak algılanabilir.

Parmak emmek, alt ıslatmak gibi davranışlar çocuklarda aslında gelişim evresinde olağandır. Parmak emmek 0-2 yaşa kadar, yatağını ıslatması ise maksimum 4 yaşa kadar tölere edilir. Bu yaşlardan sonra bu davranışları halen göstermeye devam ediyorsa bir davranış bozukluğu söz konusu olabilir. Bunlarla beraber tırnak yeme, istemsiz dışkı kaçırma gibi davranışlarda göz önünde bulundurulmalıdır. Bu davranışları çocuklar gergin oldukları bir anda, belki de yeni insanlarla tanıştığı sırada, kendi konfor alanı dışında olduğunda ya da kıskançlık gösterdiğinde; yeni bir kardeş eve geldiğinde, ilgi ondan dağıldığı müddetçe gösterebilir.

Kaygı seviyesine bağlı olarak çocuklarda tik ve kekemelik de somatik davranış problemleri arasındadır. İstemsiz olarak ortaya çıkan ve herhangi bir nedeni olmayan sinir sıkışmaları olarak tanımlanan tikler, ve kekemelik de çocukta genellikle bir olaya veya duruma karşı hissettiği gerginlik ve korkudan ortaya çıkar. Çocuk bunu yapmaması gerektiğini ve bu davranışın kötü olduğunu kendine çok fazla hatırlattığı müddetçe bu davranışların sürekliliği de artabilir.

Çocuklarda Davranış Bozuklukları Nasıl Karşılanmalı ve Tedavi Edilmelidir?

Çocuklar davranış problemlerini alacakları terapilerle ve değiştireceği alışkanlıklarla değiştirebilirler. Ama bunun da ötesinde sadece çocuklar değil anne ve baba da bu anlamda bilgilendirilmelidir. Çocuk sergilediği davranışların yoğunluğu ailesinden alacağı karşı tutuma bağlı olarak azalabilir veya çoğalabilir. Ebeveynler davranış bozuklukları karşısında kaygılı olabilirler ya da bu durumu sinirle bastırmaya çalışıp çocuğa şiddet eğilimi göstermeye yakın olabilirler. Fakat bu davranışlar çocuğun içe kapanmasına ve daha büyük psikolojik bozukluklara yol açabileceği gibi aynı zamanda ebeveynlerine karşı güvenmekte güçlük çekip daha fazla sinir sahibi olabilirler. Aynı zamanda, “Aile içi yaşantılar, yanlış anne-baba tutumu (baskıcı, aşırı disiplinli, aşırı koruyucu ve aşağılayıcı aile tutumları)” (Dursun, 2010) davranış bozukluklarının önemli bir nedenidir ve tedavi sırasınca tespit edilmelidir.

Her hastalıkta genetik bir köken olabilir bu anlamda anne ve babanın genetik faktörleri göz önünde bulundurularak tedavi sürecinin buna uygun devam etmesi önemlidir. Tedavi süresince çocuğun duygu durumunu düzenlemesi ve bu davranışların yerini sosyal yeteneklerle giderilmesi dikkate alınırken aynı zamanda çevresel düzenlemelerle alışkanlıkların farklılaştırılır.

Aileler bu anlamda çocuklarıyla konuşarak onların iç dünyasına girmeye çalışabilirler. Fakat onlara erişemediklerini düşündükleri vakitte çocukların bir uzman yardımı alması daha nitelikli sonuçlar doğuracaktır.

Bozukluk olarak adlandırdığımız her davranış aslında çocuğun kendisini oluşturan bir yetidir. Diğer çocuklardan farklı olsa da gündelik yaşantısındaki işlevselliğini yitirmeyecek ve sosyal alanda onu zorlamayacak derecede olan davranışlar bozukluk değil özgünlük olarak nitelendirilmelidir.

Instagram sayfamızı takip edin.

Kaynaklar

Dursun, A. (2010). Okul öncesi dönemdeki çocukların davranış problemleriyle anne-baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Doctoral dissertation, DEÜ Eğitim Bilimleri Enstitüsü).

Sinem ASLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir