Damgalama

Damgalama Nedir?

Damga, bir diğer adıyla stigma kavramı, sosyoloji alanında ortaya çıkmasına rağmen psikoloji, tıp, sağlık bilimleri gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Sözlük anlamı “bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı bir durum” olan damgalama; aşağılanmayı, itibar kaybetmeyi ve değersizleşmeyi ifade eder. Damgalama, kişi normal hayat akışı içerisinde toplumun bir parçasıyken; kişiyi lekeli, utanç verici, kötüleyici ve ayrıştırılmış bir konuma düşürür. Damgalama nedeniyle toplumca kabul edilen “normalin” dışına itilen kişi ve normal kabul edilen kişiler arası oluşan sınır, ayrımcılığı temsil eder. Bu ayrımcılığın kaynağı olan ve kişinin ikinci bir adı haline gelen etiketler; kişiye karşı insani yaklaşımı derinden etkiler, kişinin daha az değer görmesine, istenmemesine, onur kırıcı tutumlarla karşı karşıya gelmesine sebep olur. Kurban ilan etme, taciz, mobbing, zorbalık, suçlama ve istismar gibi kavramlar, damgalanma ile iç içedir.

Damgalamayı 4 Başlık Altında İnceleyebiliriz:

Stereotipler: Toplumların ortak görüşünü temsil eden stereotipler, toplumun psikolojik rahatsızlığı olan kişiler hakkında görüşlerinde hemfikir olduğu kavramdır. Hastalık denildiğinde, kişi ilk olarak stereotipler açısından durumu değerlendirir. Stereotipler pozitif ve negatif olarak ikiye ayrılır. Toplumda ruhsal bozukluğu olan bir birey için oluşan stereotipler genellikle, “tehlikeli” ve “ne yapacağı belli olmayan birey” şeklindedir.

Önyargılar: Önyargılar, stereotipleri besler ve ikisinin sonucunda farklı duygusal tepkiler oluşabilir. Önyargılar sonucu hastalara karşı oluşan duygular genellikle öfke ve korku gibi negatif duygulardır.

Ayrımcılık: Kişi tarafından değerlendirilen durum bilişsel ve duygusal yanıtlara sebep olur ve bu yanıtlar davranışa yansırlar. Genel olarak bu davranışlar psikolojik rahatsızlığı olan bir kişi için ayrımcılığı ve dışlayıcılığı içerir.

Tutum: Kişiler yaşama karşı, yetiştiği çevreye uygun bir bakış açısı geliştirir. Bu bakış açısı kişinin olaylar karşısında verdiği duygusal tepkileri de etkiler. Bu duygusal tepkiler ve dünya görüşünün bütünleşmesiyle oluşan bakış açısına tutum denir. İnsanlar psikolojik bozuklukları olan bireylere yönelik genellikle negatif tutumlara sahiptirler.

Damgalama ve Ayrımcılığın Nedenleri

İnsanların damgalama ve ayrımcılığa başvurmasının altında yatan psikolojik ve toplumsal nedenler vardır. Damgalanma, tarih boyunca birçok konuda ayrımcılığa yol açmıştır; fakat damgalanma nedeniyle ayrımcılığa en sık maruz kalan kişiler psikolojik bozukluğu olan kişilerdir. Toplumsal bir neden olan hastalık korkusunun sebebi ise insanların kendisine gelebilecek olası bir zarardan korkmasıdır. Yüksek anksiyetesi olan, özsaygısı düşük ve dış kontrol odaklı insanlar damgalama ve ayrımcılığa daha eğilimlidir. İnsanlar kendilerini korumanın yolunu, bu tip hastalıklara sahip kişileri toplumdan dışlamakta ve sosyal hayattan izole etmekte bulmuştur. Yıllar içinde artan bireyselcilik akımıyla ayrımcılığı tetiklemiş; insanlar arası destek, iletişim ve işbirliği azaldıkça ayrımcılık artmıştır.

Toplumda farklı ve azınlık olan kesimlerin damgalanma ve ayrımcılığa uğraması daha muhtemeldir; çünkü damgalamak sosyal, ekonomik ve politik güç gerektirir. Bu nedenle damgalama genellikle güçlü tarafın güçsüz taraf üzerindeki etkisiyle oluşur. İnsanlar birbirlerini kültür ve göreneklerine, dini inançlarına, değer ve yargılarına göre damgalayabilir. Özellikle ataerkil toplumlarda kadınlar sıkça damgalanmaya ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalır.

Damgalama ve ayrımcılığın oluşmasında etkili olan bir diğer nedense duygular ve önyargılardır. İnsanlar genellikle başkalarının kendilerinden daha kötü ve zor bir durumda olmasından haz duyarlar. Kendilerinin üst ve iyi bir konumda olması ayrıştırılan insanın değersizleştirilmesi onlara rahatlık verir. Bir taraf mutluluk rahatlık hissi yaşarken diğer taraf aşağılanmaya, çatışmaya maruz kalarak kendine olan saygısını gitgide kaybeder.

Damgalama ve ayrımcılık yapmadan önce empati becerilerimizi geliştirmeliyiz. İnsanları damgalamak, onların bulunduğu durumu, yaşadığı zorluğu güçlendirmeye yol açar. Kendini ifade etmek ise o insanları iyiden iyiye sahip olduğu etikete uygun davranmaya teşvik eder. Bu nedenle insanları birtakım etiketlerle ayrıştırmak, onların hayatı üzerinde olumsuz ve yıkıcı bir etkide bulunmak yerine; kendimizden farklı olanı iyi veya kötü sahip olduğu tüm değerlerle kabul etmeli, saygı duymalıyız.

Yaren Aydın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.