Uyku ve Psikoloji

Uyku insan yaşamının önemli bir kısmını kapsamakta olup yeme-içme, cinsellik gibi temel ihtiyaçlar arasında yer alan bir gereklilik olarak ele alınmaktadır. Bu noktada uykuya karşı koymanın da mümkün olmadığı bir gerçektir. Bir bilinç düzeyi olarak uykunun ne olduğuna bakılacak olursa uyanıklığın ortadan kalkması olarak tanımaktan ziyade farklı bir bilinçlilik hali olarak değerlendirmenin uygun olduğu bilinmektedir.

Uyku üzerinde Freud, Pavlov, Hipokrat gibi çeşitli bilim insanlarının uzun yıllardır yaptığı çalışmalar olsa da konu hakkında derinlemesine bilgi daha yakın zamanlı çalışmalara dayanmaktadır. Bu noktada uyku ile vücut fonksiyonları arasındaki ilişkinin araştırılması konunun anlaşılmasını ve öneminin fark edilmesini kolaylaştırmıştır. Kaliteli bir yaşam için gerekli olan sağlıklı uykunun zihinsel ve fiziksel sağlımıza ek olarak hayat kalitemizi korumaya yardımcı olduğu bilinmektedir. Bunun yanında yeteri kadar uyunmadığı takdirde gerek fiziksel gerekse zihinsel çökkünlük yaşanmaktadır.

Uyku Dönemleri ve Önemi

Uyku incelendiğinde genel başlık altında iki dönemde ele alınabileceği belirtilmekte olup bunlar REM ve NREM dönemleridir. Bu dönemler incelendiğinde rüyaların %80’inin özellikle REM döneminde görüldüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca yine REM dönemi içerisinde beyin fonksiyonlarının da uyanıklık halini anımsattığı bulunmuştur. Bunun yanında uykuda bilgi işleme adı verilen bir sürecin gerçekleştiği ve bu işlem boyunca bireyin yaşam deneyimleri arasındaki ilişkiler ortaya koyulduğu, bu deneyimlerdeki ayrıntılar keşfedilerek nesne ve olaylar anlamlandırıldığı bilinmektedir.

Bahsi geçen bu işlemleme genellikle REM döneminde gerçekleşmekte olup bu süreçte bireyin duygu ve düşünceleri işlemlenmektedir. Tüm bu işlemleme sürecinin de rüyayı oluşturduğu söylenebilir. Bunun yanında REM döneminin diğer işlevlerine bakıldığında anıları düzenleyerek bazılarının unutulması bazılarınınsa daha güçlü hatırlanmasını sağlamakta da etkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgiler ışığında belirtebiliriz ki; uyku özellikle bellek işleyişiyle ilişkili olmaktayken uyku yoksunluğu halinde uyanıklık döneminde bilgi işleme noktasında da sıkıntı yaşanmaktadır.

Öte yandan uyku ele alınıyorken dikkat çeken bir diğer nokta uyku bozukluklarıdır. Bu konuda kapsamlı araştırmalar olmakla birlikte genel itibari ile bozukluklar 3 gruba ayrılmaktadır. Bunlar:

  • REM döneminde ortaya çıkanlar
  • NREM döneminde ortaya çıkanlar
  • Uykunun herhangi bir noktasında ortaya çıkanlar

olarak gruplandırılmaktadır. Bu noktada uyku bozukluğu yaşayan bireylerde akademik yahut mesleki yaşantıda düşme, uyumsuzluk ve iş kazalar gözlenebilir. Uyku bozuklukları ile ilgili daha kapsamlı bilgiye ulaşmak için “Uyku Bozuklukları” adlı diğer yazımıza da göz atabilirsiniz. 

Psikolojik Açıdan Rüyalara Bakış

Ele alınan bu yazın kapsamında son olarak rüyalar ele alınacak olup rüyalara psikolojik açıdan baktığımızda ise bu konuda oldukça fazla görüş olduğu gözlenmektedir. Psikoloji açısından oldukça önemli bir isim olan Freud: rüyaların sağlıklı insanlarda gözlendiğini ve bireyin düşten uyandığında var olan ruhsal deneyiminin tüm güne yayılabileceğine vurgu yapmaktadır. Ona göre düşün tek işlevi uykunun devamının sağlanmasıdır. Bu noktada düş görülmeyen bir uykunun daha iyi olduğunu savunmakla birlikte uykunun bireyi dış dünyadan uzaklaştırmak için bir araç olduğunu belirtmektedir. Ayrıca rüya gören kişinin aslında rüya anlamını da bildiğini ancak bu bilginin farkında olmadığını dile getirir. Bu noktada bireye serbest çağrışım adı verilen bir yöntemle yaklaşılmasını savunarak düşteki herhangi bir imgeye olan yorumunu sorarak başlanmasını vurgular. Burada birey düşünerek değil çağrışımla cevaplar vermektedir.

Bir başka görüş olarak Jung’un rüyalara yaklaşımı ele alınacak olursa burada Freud’da olduğu gibi sistemli bir görüşten ziyade daha dağınık bir yaklaşımdan söz edilmektedir. Bunun yanında düş imgelerini belirli durumlara ilişkin belirtiler olarak ele almaktadır.

Hartmann ise rüyaları bir çeşit psikoterapi olarak görmekte olup rüyayı hatırlamak yahut hatırlamamak önem arz etmemekte, rüyanın kişinin farkındalığını arttırmaya yardım ettiğini aktarmaktadır.

Yukarıda ele alınan noktalar ve literatürde belirtilen kapsamda rüyaya ilişkin görüşleri özetleyerek gözden geçirecek olursak:

  • Uykuyu koruduğu
  • Problem çözmede destek sağladığı
  • Benliği geliştirdiği
  • Kendiliğin oluşarak devam ettirilmesini sağladığı
  • Hafızaya yeni bilgileri eklediği
  • Mevcut zihinsel sistemi revize ettiği

belirtilebilir. 

                                                                                                       Psk. Sümeyye Aydın

Kaynak:

Bilici M., Cengiz Feriha F., Bağlan Eroğlu F., 2013. Rüyalar ve Psikopatoloji. Türkiye Klinikleri.

Irak M., Farklı Bir Bilinçlilik Durumu: Uyku. PILVOKA, 16(4).

Algın İlhan D., Akdağ G., Erdinç O.O., 2016. Kaliteli Uyku ve Uyku Bozuklukları. Osmangazi Tıp Dergisi, 38(1).

Amerikan Psikoloji Derneği