Bir Sosyal Sorumluluk Hatırası: Çocuklarla Zumba

İnisiyatif alabilmek

2016’da Soma Yaz Okulu’nun bende bıraktığı anlamlı izler sonucunda bir sosyal sorumluluk hatırası daha biriktirmek, aynı köyün çocuklarına bir kez daha ulaşmak istedim. 2017’de ilgili kişiyle irtibata geçtim. Ancak sadece hafta sonu müsait olduğumdan Soma için uygun zamana denk gelmiyordu. Aladağ için davet edildim. Hem Soma nedeniyle deneyimli olduğum, hem de Aladağ’da da ilk kez bir proje deneceği için canı gönülden kabul ettim.

Adana-Aladağ/Kışlak Köyü’ne yaz okulu projesi için vardığımda insanlar inanamamıştı. Çünkü hem sadece hafta sonu dolayısı ile bir gün katılım sağlayacaktım, hem de Kışlak Köyü bir yayla köyü olduğundan yolları çok zorluydu. Bir gün için değer mi sözünü birçok kişiden duydum ama bence değerdi! Öyle de oldu.

Çocuklarla dans

Evet, ben psikoloğum ve klinik alanda çalışıyorum. Ancak sosyal sorumluluk amaçlı sahada katıldığım çalışmalarda mesleki bir durumu yansıtmalıyım diye hiçbir zaman için zorlamadım kendimi de çocukları da. Aksine her zaman eğlenerek kucaklamalıyız birbirimizi diye düşündüm. Ondan aynı geçen sene Soma da yaptırdığım gibi Aladağ’da da Zumba yaptırmaya karar verdim çocuklara. Tabii Soma daha merkezi olduğu için çocuklar dansa ve yabancı müziklere daha aşinaydılar. Ancak yayla köyü olan Kışlak Köyü’nde çocuklara “Zumba” dediğimde bana garip garip baktılar. “Dans ederek spor yapacağız” dediğimde erkekler kaçtı ve kızlar da utandığından bankın üzerine kuş misali toplaştılar. Sonra ben şarkıları açtım ve ufak ufak hareketler yapmaya başlayıp ‘bana katılırlarsa çok sevineceğim’i dile getirdim ve ne oldu dersiniz? Ufak ufak katılmaya başladılar; hatta ikinci şarkıda bir baktım, erkekler de katılmış ve kocaman bir halka olmuşuz. Hatta bana “hocam şu Rihanna vardı ya, onu tekrar açsana” deyip tekrar istek parça bile yaptılar.

Kışlak Köyü’nde belki ben çocuklara bir vizyon kattım, kız-erkek birlikte eğlenebileceklerini gördüler. Dans edecekler artık şarkıları açıp vs. ama onlar bana daha çok şey kattı. “İstedikten sonra yapılmayacak bir şey yok, dansa katılmıyorlar” deyip bıraksaydım ya da çevremi dinleyip “Sadece bir gün için gitmeyeyim ne gerek var taaa Adana”diye düşünseydim bunların hiçbiri gerçekleşmeyecekti.

Beni etkileyen bir diğer durumsa muhtarla olan konuşmamdı. Biz geldik diye sağ olsun karşılamaya geldi. Oturduk yaylada, çayımızı yudumlarken sohbet ediyoruz. Muhtara sordum; “İstanbul’a gideceğim, hastanede çalışıyorum, orada bir proje vs. başlatabilirim, ne ihtiyacınız varsa söyleyin bana hemen temin edelim”. Muhtarın yanıtı ise “Sadece kitap” oldu. Maddi hiçbir şey beklemediklerini, zaten hayvancılık yaptıklarını ve sebzelerini yetiştirdiklerini dile getirdi. “Atıksız bir köy” Kışlak Köyü; yani paketli ürün vs. yok, çöp çıkmıyor ve pırıl pırıl zihinli çocukları var. Ailelerin tek istedikleri ise çocuklarının okuması.

Hayatın karmaşasından uzakalaşabilmek

İstanbul’a döndükten sonra gönüllü arkadaşlarımın da hepsinin de deneyimlediğini düşündüğüm bir şey yaşadım. Bir sosyal sorumluluk hatırası biriktirmek yerine bu kadar koşuşturma, hırs, vs. arasında kaybolmak ne kadar da anlamsız aslında. Umarım herkes birbirine destekle ilerleme bilincine erişir ve güzel zihniyetli bireyler yetiştirmeye katkı sağlayabiliriz.

Uzan Klinik Fundem Ece Erdem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir