Oyun Bağımlılığı

DSÖ: Oyun Bağımlılığı Bir Sağlık Sorunu

Eğlence amaçlı oyun aktiviteleri bir yana, hayatımızın işlevselliğini bozacak kadar ilgi ve vakit alan oyunlar için oyun bağımlılığı tanımını kullanıyoruz.

Neredeyse gittiğiniz her yerde, telefonlarına kitlenmiş ve mesajlaşan çocuk ve yetişkinlere kolayca rastlayabilirsiniz. Özellikle sosyal medya, telefona gösterilen bu ilgiden büyük ölçüde sorumlu tutulurken, oyunlar da gitgide bizleri telefonun içine daha çok çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün üye devletleri Dünya Sağlık Kurulu’nda, oyun bağımlılığı için resmi olarak çağımızın bir hastalığı tanımını kullandı. DSÖ, geçtiğimiz yıl Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırıması’nın taslağına oyun oynama bozukluğunu dahil etmek için oylama yapmıştı ve verilen oylar bu kararı kesinleştirmiş oluyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün mevcut 11. baskısındaki Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırması, sağlık sorunlarına ilişkin uluslararası teşhis ve tedavi standardını işlevi görüyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nden konuşmacı Tarık Jasareevic’e göre bu yöndeki karar “mevcut kanıtlara ilişkin incelemelere dayanıyor” ve dünya genelindeki uzmanlar arasında bazı kişilerin oyun oynamaya öncelik veren “kontrol bozukluğu ile karakterize oyun oynama örüntüsü” gösterdiği, oyun oynamayı günlük sorumluluklarının önüne koyduğu, eğitim ve iş hayatına katılımda ve sosyal hayattan sekteye uğraması fikrini yansıtıyor.

Oyun ve Diğer Eğilimler

Oyun davranışını inceleyen DSÖ uzmanlarına göre, insanların oyun oynaması, internet ve sosyal medya kullanımından; online kumar oynamaktan ve alışveriş yapmaktan farklı. İlgili internet kullanımlarının oyun oynama davranışı gibi bir bağımlılık olduğunu söylemek için yeteri kadar veri olmadığını belirtiyorlar.

Yeni tanıma göre oyun davranışı, diğer günlük aktivitelerden öncelikli hale geldiğinde bir bozukluğa dönüşüyor ve kişinin ilişkilerine, okul veya iş hayatına en az bir yıl boyunca zarar vermeye başlıyor.

Yine de, tüm davranış uzmanları oyun oynama davranışının diğer internet ve telefonla kullanımından çok farklı olduğu yönünde hem fikir değiller. Neden hepsinin içinden oyun oynama davranışının ön plana çıktığını sorguluyorlar. DSÖ tarafından kullanılan kriterler, herhangi bir bağımlılık davranışını ayırt etmek için kullanılanlara benziyor. İlgili davranış kişinin hayatında öncelik arz etmeye başlamışsa ve sağlıkla ilişkili davranışların göz ardı edilmesine yol açıyorsa bağımlılık eğiliminden bahsedilebiliyor.

Bazı araştırmacılar oyun oynama davranışıyla oyun kültürüne ilişkin bir bozukluk olup olmadığına karar verilecek kadar araştırma yapılmadığını belirtiyor. Oyun oynama davranışları üzerine araştırmalar yayınlayan, kamusal ruh sağlığı konularında bağımsız çalışmalar yürüten Michelle Colder Carras, bazı oyun davranışlarının sorunlu olabileceğini göz ardı etmiyor, ancak bağımlılık ve oyun oynama davranışının içerdiği tüketici yapıyı incelemeye yönelik yapılan araştırmaların, oyun oynama davranışının yanı sıra internet ve telefon kullanımını da içerdiğinin, dolayısıyla oyun oynama davranışının ölçülmesinin güç olduğunun altını çiziyor.

Kendisini de bir oyuncu olarak gören Carras, “Oyun ve diğer sosyal medya gibi unsurların sorunu kendine has ayrı bir kültür oluşturmaları” diyor. “Ancak klinisyenler bu davranışa benzersiz ve yeni bir kültür ortamı veya bağlamından ziyade normatif, rekreasyonel ve sorunlu kullanım sürekliliğine dayalı bir bozukluk anlayışıyla yaklaşıyorlar.” Örneğin Carras, oyun oynamanın bazıları için katılım ve sosyalleşme ihtiyacını karşıladığına dikkat çekiyor.

İnternet Kullanımı Dikkatle İncelenmeli

Carras ve diğerleri, sadece oyunlardan ziyade oyun oynama, sosyal medya ve internet kullanımı örüntülerinin ortak yönlerini daha iyi anlamak üzere internet kullanımını ve teknoloji bağımlılığına ilişkin daha kapsamlı araştırma yapılması gerektiğini düşünüyor.

Bununla birlikte, oyun bozukluğunun Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırmasına dahil edilmesi en azından insanların oyunlara yönelme nedenlerini anlamak adına farkındalık yaratabilir ve bu konunun yanı sıra, cihazlarla internet erişiminin daha çok insana ulaşmasıyla birlikte artmaya devam edecek teknoloji bağlantılı diğer davranış bozuklukları hakkında yeni araştırmaların yapılmasına yol açabilir.

Time makalesinden çeviren: Selin Yılmaz

Editör: İlhan Erdem