Borderline Kişilik Bozukluğu-2

Borderline kişilik bozukluğu, bireylerin gündelik hayatının akışında sorunlara sebep olan problemlerden biridir. Genelde ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde başlayıp kişinin hayatında işlev bozukluklarına sebep olan kişilik bozukluklarında, kişi kendisi hakkında gergin düşünceler göstererek sosyal çevresinden kopar. Borderline ise, kelime anlamı olarak “sınırda” demektir ve psikopatolojide bir kişilik bozukluğunu temsil eder.

Borderline Kişilik Bozukluğu Semptomları

Borderline kişilik bozukluğu, birçok semptom göstererek kendini belli edebilir. Genellikle en sık gözlenen durumlardan biri, benlik algısındaki tutarsızlıklardır. Erken dönemde güvenli bağlanma sağlayamamış olan borderline bireyler, sürekli gerçek veya hayali bir ayrılıktan endişe ederler. Anksiyete, öfke ve depresyon belirtileri de sıklıkla borderline semptomlarına eşlik eder. Kendi hislerinde belirsiz oldukları için dürtüsellik içeren davranışlarda bulunurlar, yani olağan sayılmayan eylemleri düşünmeden hayata geçirirler. İlgi alanları ve hobileri de değişim gösterir. Hatta zaman zaman borderline kişilik bozukluğu olan bireylerde kendine zarar verme veya kendini yaralama gözlenebilir. Bazen intihar girişimleri de olabilir. Bu girişimler dikkat çekmek için olabilmekle beraber kimi durumlarda gerçekten ölüm isteği de görülür. Bu bireylerin, diğer kişilere karşı görüşleri de uç sınırlarda ve değişkendir.

Örneğin kendisine değer veren bir kişiyi çok sever, onunla ilgili aşırı pozitif görüşler barındırır ve gözünde bu kişiyi göklere çıkartır. Çünkü kişinin ona değer verişi, borderline bireyin kendini iyi hissetmesini sağlar. Ancak borderline kişi, bu bireyin herhangi bir davranışını kendine ters gördüğünde bu sefer de yoğun olumsuz duygular besler. Önceden neredeyse mükemmel bulduğu davranışlarını bile çok kötü olarak niteleyebilir. Kısacası kendi içinde de sıklıkla tutarsızlık yaşadığı için bu tutarsızlıkları başkalarına karşı olan duygularında da gösterir. Kendi hissettiği duygular da sıklıkla değişim gösterir: aynı gün içerisinde kendisini çok iyi hissederken bir süre sonra çabucak öfkelenebilir veya kendini kötü bir gün geçiriyor olarak nitelendirebilir. Ayrıca yaşamlarında uzun süreli bir boşluk duygusu da hissederler. Borderline kişilik bozukluğuna sahip her birey, bütün bu semptomları aynı anda göstermek zorunda değildir. Kimi bireyler yalnızca birkaç semptomu yaşarken kimiyse neredeyse tamamından mustarip olabilir.

Borderline Kişilik Bozukluğu İçin Risk Faktörleri

Borderline kişilik bozukluğunun sebepleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Bununla beraber beyin yapısının oluşumunda etkili olabileceği görüşülmektedir. Beyindeki kimyasal düzende oluşan kimi dengesizlikler, bir risk faktörü olabilir. Bu dengesizliklerin sebebi, kişinin ailesinden kalıtımla aldığı genler olabilmekle birlikte yaşamı boyunca edindiği tecrübeler de olabilir. Biyolojik olarak taşınan her aktarım sonucunda psikopatoloji görülmek zorunda değildir. Kimi zaman genetik yatkınlığı olan bireyler bu patolojiyi deneyimlemezken kimi zaman günlük yaşamın akışında karşılaşılan tetikleyici bir faktör, semptomların oluşum zincirini başlatabilir. Stabil olmayan aile ilişki geçmişi, yaşamında taciz, sömürü gibi bir öykü çoğu zaman tetikleyici faktör olarak sayılabilir.

Tedavi Süreci

Borderline bireylerde, yaş ilerledikçe semptomlarda azalma veya yok olma gözlenebilir. Ancak çoğunlukla iyileşme için tedavi süreci gereklidir. Beyinde oluşan kimyasal değişimleri düzenlemek adına ilaç tedavisi kullanılır. Bunun yanı sıra semptomlarla baş etme becerisinin kazanımı içinse terapi, önemli bir tedavi faktörüdür. Tedavisinde kullanılan birçok terapi ekolü bulunmaktadır. Terapi sürecinin uzunluğu ise bireyin ihtiyacına göre şekillenir. Terapiden verim alınmasını sağlayan önemli etkenlerden biri, uzman psikoloğun bilimsel metodolojiler ışığında kişiyle iletişim kurmasıdır. Terapide mahremiyetin tamamen korunması da bu bireyin kendini rahatça ifade edebilmesi ve yaşadığı zorlukları sansürlemeden anlatabilmesi açısından gerekli bir diğer elementtir. Toplumun bu rahatsızlığın psikopatolojisi hakkında daha çok bilinçlenmesiyse onların sosyal çevrelerinden alacakları desteğin artmasını sağlayacaktır. Daha çok anlayışla yaklaşan ve empati kurabilen bir toplum, günlük yaşamda borderline bireylere karşı damgalayıcı bir dil kullanmayarak, yani onları psikopatolojileriyle etiketlemeyerek, onların topluma dahil olmalarına yardımcı olacaktır.

Eda Can

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.